
Hindilerde hava keseleri, akciğerlerle bağlantılı olup solunumun düzenli gerçekleşmesini sağlar. Bu keselerin iltihaplanması sonucu hava kesesi enfeksiyonu meydana gelir. Hastalık genellikle başka bir solunum yolu hastalığını takiben gelişir ve hızla yayılabilir.
Hastalığın ortaya çıkmasında birden fazla faktör rol oynar. En yaygın nedenler şunlardır:
Mycoplasma gallisepticum
E. coli
Ornithobacterium rhinotracheale
Newcastle ve Enfeksiyöz Bronşit gibi viral hastalıklar
Kümeslerde yetersiz havalandırma
Yüksek amonyak ve toz oranı
Ani sıcaklık değişimleri
Kalabalık ve stresli yetiştirme koşulları
Zayıf bağışıklık sistemi
Hastalığın erken dönemde fark edilmesi büyük önem taşır. En sık görülen belirtiler:
Hırıltılı ve zor nefes alma
Ağız açık soluma
Burun akıntısı
Halsizlik ve iştahsızlık
Canlı ağırlık artışında düşüş
Tüy kabartma ve hareketsizlik
İleri vakalarda ani ölümler
Hindilerde hava kesesi enfeksiyonu teşhisi genellikle:
Klinik belirtiler
Nekropsi bulguları
Hava keselerinde bulanıklık, köpüklenme ve fibrin birikimi
ile konur. Gerekli durumlarda laboratuvar testleri (PCR, bakteri izolasyonu) yapılabilir.
Tedavide erken müdahale hayati öneme sahiptir. Veteriner hekim kontrolünde uygulanan antibiyotikler ile başarı sağlanabilir. En sık kullanılan etken maddeler:
Tylosin / Tiamulin
Doksisiklin
Enrofloksasin
Florfenikol
Tedavi süresince:
Vitamin A, C ve E
Elektrolitler
Bağışıklık güçlendiriciler
destekleyici olarak kullanılmalıdır.
⚠️ Antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı direnç gelişimine yol açar. Mutlaka veteriner hekim önerisi alınmalıdır.
Hava kesesi enfeksiyonunda en etkili yöntem koruyucu önlemlerdir:
Kümeslerde iyi havalandırma sağlamak
Altlığı kuru ve temiz tutmak
Amonyak seviyesini düşük tutmak
Aşırı kalabalıktan kaçınmak
Stresi azaltmak
Düzenli aşılama programı uygulamak
Yeni gelen hayvanlara karantina uygulamak
Hindilerde hava kesesi enfeksiyonu, zamanında önlem alınmadığında ciddi ekonomik kayıplara yol açabilen bir hastalıktır. Ancak doğru bakım, uygun çevre koşulları ve düzenli sağlık kontrolleri ile büyük ölçüde önlenebilir. Unutulmamalıdır ki koruyucu hekimlik, tedaviden her zaman daha etkilidir.